Kayıp Bir Geleceğin ve Bitmeyen Bir Babanın Nöbeti:   Rojin Kabaiş 

15 Eylül 2026 21:43
​Bir babanın evladına dair kurduğu düşler, dünyadaki en incelikli, en sarsılmaz yapılardır. Nizamettin Kabaiş de o babalardan biriydi. Kızını Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’ne uğurlarken zihninde tek bir resim vardı: Mezuniyet günü kep atan, yarın bir sınıfa girip çocukların hayatına dokunacak, ülkesine faydalı bir öğretmen…

Fakat 2024 sonbaharında o resim birdenbire parçalandı. Rojin, kayboluşundan 18 gün sonra Van Gölü kıyısında cansız bulunduğunda, baba Nizamettin Kabaiş için öğretmen yetiştireceği günü beklemek bitti; yerini tek bir adalet arayışına bıraktı.  

​O günden bu yana sürdürülen adli süreç, ne yazık ki arkasında derin soru işaretleri ve soru işaretleriyle boğuşan yalnız bir baba bıraktı. Olayın hemen ardından başlatılan soruşturmada, kaza veya intihar ihtimalleri öne sürülse de Nizamettin Kabaiş bu anlatıyı hiçbir zaman kabullenmedi. Kendi imkânlarıyla kaza mahallinde turlayan, kamera açılarını inceleyen, yurdun ve üniversitenin güvenlik ihmallerini tek tek teşhir eden acılı bir dedektife dönüştü. Kızının telefonunun şifresini çözdürmek için İspanya’ya kadar uzanan adli tıp trafiği, bölgede yüzlerce kişinin incelenen DNA numuneleri ve adli tıp raporları arasında kaybolan zaman, babanın şüphelerini dindirmedi.  

​Bugün gelinen noktada hukuki süreç, teknik ve bürokratik engellerin kıskacında sıkışmış durumda. İspanya'ya giden telefondan henüz net bir sonucun çıkarılamaması, incelenen DNA'larda somut bir eşleşmeye ulaşılamaması ve soruşturmanın ilerleyişine dair taraflar arasında yaşanan kopukluklar—son olarak Van Barosu’nun dosyadan çekilme kararıyla daha da derinleşen gerilimler—adalet mekanizmasının ne kadar ağır aksak ilerlediğini gösteriyor. Babanın ise tek bir talebi var: Olayın meydana geldiği bölgedeki çemberin genişletilmesi, uzman ekiplerin atanması ve şüphelerin üzerindeki sis perdesinin kalkması.  

​Nizamettin Kabaiş’in sergilediği tutum, Türkiye'de evladını şüpheli koşullarda kaybeden babaların toplumsal hafızadaki o tanıdık, buruk portresidir. O, sadece adliye koridorlarında dilekçe veren bir davacı değil; kızının geleceği elinden alınmış, öğretmen olma hayali yarım bıraktırılmış bir baba. Soruşturmanın akıbeti ne olursa olsun, kamuoyunun ve vicdanların beklentisi nettir: Şüpheler karartılmamalı, karanlıkta tek bir nokta dahi kalmamalıdır. Çünkü bu dava artık sadece Rojin’in değil; evlatlarını güvenle okullara, yurtlara teslim etmek isteyen tüm babaların adalet davasıdır.  

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X